Moğolistan’da Yeni Keşfedilen Türk Eserleri

18 Şubat 2018 | 0 Yorum

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsümüzde 17 Şubat 2018 Cumartesi günü “Moğolistan’da Yeni Keşfedilen Türk Eserleri” başlıklı konferanslarıyla Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ve Arkeolog Adil Yılmaz’ı konuk ettik.

Yakın dönemde, Eski Türk Tarihini en iyi araştıran hocalarımızın başında gelen ve bu hususta pek kıymetli eserlere ve çok sayıda makaleye imza atan vakfımızın kıymetli akademisyen dostlarından Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Kore’den başlayarak Macaristan’a kadar olan alana yayılmış Türklüğün geniş vatanının tarihi ve kültürel zenginliğinin hiç kimsenin inkar edemeyeceği kadar ortada durduğunu, kendisinin de birçok önemli bölgesini gezdiği ve incelediği bu coğrafyada Türklüğün belgelerine tanık olmaktan son derece mutluluk duyduğunu belirterek konferansına başladı.

Taşağıl, 2002 yılından başlayarak hemen her yıl bir veya birkaç kez gittiği Moğolistan’da Türklerden kalan birçok eseri görüp inceleme imkanı bulduğunu, Tonyukuk Kazılarına bizzat katıldığını, bu bilimsel gezilerde kendisine desteğini esirgemeyen iş adamı Yaşar Canca’ya ve devlet kuruluşlarına müteşekkir olduğunu belirterek, elde ettiği belge ve bilgileri yazdığı kitaplar, makaleler ve verdiği konferanslar aracılığıyla bilim camiası başta olmak üzere Türk kamuoyuyla paylaşmaya devam ettiğini söyledi.

Türk Tarihiyle ilgili ele alınmamış yazılı malzemenin artık çok az kaldığını, bundan sonra tarihimizi araştırma işini arkeologlar, paleontologlar, kalıtımbilimcileri ve iklim araştırmacılarının götüreceğini belirten Taşağıl, bu konuda büyük zorluklarla çalışmalar yapıldığını ve yapılmaya devam edileceğini, fakat önemli olanın sonuçları iyi bir şekilde ortaya koymak olduğunu, kendilerinin de bu yoldaki çalışmalarının sonuçlarını ortaya koymaya devam edeceklerini ifade etti.

Taşağıl, Moğolistan’da bu yılki araştırma ve incelemelerinde kendilerine doğu bölgesindeki Hantey’i seçtiklerini, Moğolistan’daki müzelerde, doğuya önem veren Hunlar, Göktürkler ve Ruan Ruanların bir zamanlar egemen oldukları bu bölgelerle ilgili kayda değer eser olmamasının, kendisinin ilgi alanını bu bölgeye yönelttiğini belirterek, Türk tarihinin cereyan ettiği Onon ve Kerulen ırmakları bölgesinde yaptıkları araştırmalarda beklediklerinden fazla eserle karşılaştıklarını ve bunlarla ilgili kıymetli tespitlerde bulunduklarını, bunu yakın zamanda yazılı ve görsel olarak değerlendireceklerini söyledi.

Konuşmasının devamında Moğolistanda yakın ve uzak zamanda Türk tarihiyle ilgili buluna ve kayıtlara geçen eserlerle ilgili türlü açılardan değerlendirmelerde bulunan Taşağıl, ele geçen Hun dönemi eserlerinin daha fazla olduğunu, bunun Göktürklerin eserlerini yer üstüne Hunlarınsa yer altına inşa etmelerinden kaynaklandığını, yer üstündekilerin daha çok tahribata uğrayıp yağmalandğını yer altındakileri ise bu etkiden bir hayli uzak kaldıklarını söyledi.

Hunların Türk olmadığı yönünde yanlış bir anlayışı yerleştirme yönünde oyunlar oynandığını da belirten taşağıl, Moğolların, yaşadıkları coğrafya odaklı hüküm süren Hunları kendi ataları olarak kabul etmelerini son derece doğal olduğunu, doğal olmayanın Türklerin bu bölgeye sonradan geldiklerini iddia etmek olduğunu söyledi. Taşağıl, sonradan batıdan gelenin Göktürklerin Han Boyu Aşinalar olduğunu ve Orhun boyunda yurt tutup uzak yakın Türk boylarını bir araya getirerek devlet kurduklarını, ayrıca Hun döneminde Moğol diye bir kavram da olmadığını söyledi. Bu gezilerinde elde ettikleri arkeolojik bulguların Türklüğün yaşadığı birçok bölgedekilerle aynı veya çok yakın benzerlikler taşıdığını, bu bağlamda tarihimizi belgeleyen bu çalışmalara sürdüreceklerini belirten Taşağıl, konuşmasını daha nice araştırmacının imkân oluşturarak bu çalışmalara katılmalarının önemini vurgulayarak tamamladı.

Son araştırma gezisinin arkeologu Adil Yılmaz, çalışmalarını gezi bölgesinde tespit ettikleri fotoğraflardan oluşan bir sunum eşliğinde aktarıp değerlendirdi.

Adil Yılmaz bu yıl Taşağıl Hocayla Moğolistan’ın Hentey Bölgesindeki Tsenhermandal, Jargaltkhaan, Delgerkhaan, Bayanmönkh, Mörön, Öndörkhaan, Bayan-Adarga, Dadal, Batshireet ve Ömmödelger ilçeleri boyunca 3500 km bir yol alarak alanda tespit ettikleri, Göktürkler başta olmak üzere önceki dönemlere de tarihlenen heykel, geyikli taş, anıt alan gibi bir kısmı daha önceden kayıtlara geçmiş fakat diğer kısmı herhangi bir kayıtta görülmeyen ve kendilerince belirlenen tarihi kalıntıları, yansıttığı fotoğraflar üzerinden özelliklerine göre değerlendirdi.

Burada tespit ettikleri ve görüntüledikleri birçok kalıntıda, görülebilen veya doğal-yapay kirlenmeler sonucu tam görülemeyen motifler olduğunu, bunları görmek için uygun olmayan biçimde yapılacak temizlemelerin esere zarar vereceği gerçeğinden hareketle müdahalede bulunmadıklarını belirten Adil Yılmaz, ayrıca vakit azlığının da bunlar üzerinde daha fazla durma veya diğer bazı kalıntıları belirlemeye imkân tanımadığını söyledi. Yılmaz, sonuç olarak özellikle Göktürk tarihi açısından verimli bir arkeolojik gezi yaptıklarının altını çizerek sözlerini bitirdi.

Ahmet Taşağıl, gerek elde ettikleri fırsatlar ölçüsünde inceledikleri gerekse daha sonra incenlenmeyi bekleyen bu ve benzeri bölgelerin, Türk tarihi açısından 100 yıl araştırılsa bitmeyecek zenginlikte kalıntıyı barındırdığını ve tarihimiz aydınlatacak bu yolda atılacak her adımın mutlaka desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak konferansını tamamladı.

Ahmet Taşağıl, konferans sonunda dinleyicilerin sorularını cevaplandırıp kitaplarını imzaladı.

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.