Emperyalizm Kavramı İçerisinde Yükselen Bir Güç: Çin

18 Kasım 2018 | 0 Yorum

İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutay Karaca, 17 Kasım 2018 Cumartesi günü saat 14:00’te Süleymaniye Kürsümüzde “Emperyalizm Kavramı İçerisinde Yükselen Bir Güç: Çin” başlıklı bir konferans verdi.

1999 yüksek lisans öğrenimiyle başlayan ve bu günlere gelen Çin stratejik araştırmalarının zengin birikimini slaytlara aktardığı mali tablolar ve diğer görsellerle bizleri aktaran ve aklımıza takılan soruları cevaplayan Prof. Dr. Kutay Karaca, özet olarak şu hususları vurguladı:

Enerjide dışa bağımlılık çin’in süper güç olmasının önünde büyük engeldir. Petrol ithalatının yüzde seksenini deniz yoluyla sağlayan Çin, enerjiyi sorunsuz elde etmesinin önündeki en büyük engelin Basra Körfezi’nden Tayvan Boğazına kadar kontrolü elinde bulunduran ABD deniz gücü olduğunu düşünmektedir.

Çin, demode silah envanteri, askeri bir blok içerisinde yer almaması, enerji bağımlılığı ve enerjiyi sorunsuz elde edememesi ve teknoloji ve bilgi eksikliği nedenleriyle, kısa ve orta vadede büyük stratejilerini gerçekleştirmede zorlanacaktır.

Savunma sanayini geliştirmek için büyük bir çaba sarf eden ve her türlü teknolojiyi kazanmada maharetli olan Çin, dünyada her tarafı vuracak konvansiyenel gücü ve her noktayı vuracak nükleer gücüyle caydırıcı bir konumdadır.

Başında bulunmadığı hiçbir oluşumun içinde yer almayan Çin, başı çektiği projelerde de bir hayli mesafeler katetmiştir.

Çin’in milliyetçilik anlayışında, etnik gruplar ırksal ve kan farklılıklarına göre değil, dinsel ve coğrafi farklılıklarına göre şekillendirilmiştir; kendine benzetme kurgusu esastır, Sun Yat Sen’in Beş Çinli Savı geçerliliğini korumaktadır.

Çin’in uyguladığı Uygur politikaları Türkiye tarafından hiçbir zaman dış politika krizi olarak kabul edilmemiştir. Türk dış politikasının Dogu’ya yönelik dış politikası Filistin ile sınırlı kalmıştır. Dolayısıyla Doğu Türkistan çok uzaklardadır. Her iki taraf da sorunu şimdilik karantinaya almış durumdadır, ancak karantina süresi belli değildir. Türkiye ve Çin halklarının birbirine bakışlarındaki olumsuzluk algısı göstergeleri azımsanmayacak bir miktardadır.

Ekonomik getiriler ve benzeri sudan sebeplerle Türkiye’nin Doğu Türkistan’daki insan hakları konusunda ses çıkarmadığı Çin, enerji politikalarındaki dengeler bağlamında, İran ve Suudi Arabistan’ın aleyhine yürüttüğü uygulamaları görmezden gelirken, Türkiye’de zaman zaman gündeme gelen Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili söylem ve hareketlenmelere sıkı bir takibat uygulamaktadır.

Ekonomik ve silah gücüyle köprünün başını tutan Çin, Doğu Türkistan’da uyguladığı asimilasyon ve nüfus yapısını kendi lehine çevirme politikalarına dünyanın gözünün içine bakarak devam edecek, bu konudaki suçlamalara kulak tıkayacak veya aldatıcı kılıflar uyduracaktır.

“Çin’in elde edeceği gücü emperyalist sisteme entegre olmak için mi yoksa sisteme meydan okumak şeklinde mi?” şeklindeki bir soruya Çin’in cevabı; “Çin, mevcut dünya güç dengeleri içerisinde, barışçıl yükselişini kesecek hiçbir politikanın savunucusu ve uygulayıcısı olmayacağı şeklindedir. “

Etiket:

Kategori: Süleymaniye Kürsümüz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.