TÜRK DÜNYASI’NDA ANLAYIŞ BİRLİĞİ

05 Ocak 2020

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsümüzde yeni yılın ilk konuşmasını, 4 Ocak 2020 Cumartesi günü 14.00’te, “Türk Dünyası’nda Anlayış Birliği” başlığıyla yeni yüzyıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Metin Karaörs verdi.

Konferansımızın başında Vakıf Genel başkanımız Közhan Yazgan ve vakfımız hocalarından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Hasan Ali yücel Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Akış, vakfımızın Türk ülkelerinde açtığı okullarımızın Türkçe öğretimine destekleri dolayısıyla İ.Ü. Dil Merkezi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Yalçın Yılmaz’a “teşekkür belgemizi” takdim ettiler.

Prof. Dr. Metin Karaörs, konferansına Türk Dünyası kavramını eğitim, bilim ve kültür alanında sahada uygulamalı bir şekilde yaygınlaştıran ve bu alanda büyük öncü olan Prof. Dr. Turan Yazgan hocamıza, kendini yetiştiren hocaları Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat, Prof. Dr. Muharrem Ergin, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Prof. Dr. Sadettin Buluc, Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, Prof. Dr. Necmetttin Hacıeminoğlu gibi türkolojinin önde gelen akademisyenlerini saygı ve rahmetle anarak başladı.

Metin Karaörs, Türk milletinin ana özelliklerinden birinin ayrılığı çok sevmesi olduğunun altını çizerek, bizim öncelikle bu özelliğimizi giderecek çareler bulmamız gerektiğini belitti. Bunun için öncelikle çok derin bir geçmişe ve geniş bir coğrafyaya yayılmış Türk tarihinin, çok derinlemesine araştırılması ve aydınlatılmasının geçtiğini belirten Karaörs, geçmişe gidildikçe Türklerin birliğini gösteren gerçeklerin aydınlanacağını ve hangi adlarla anılırsa anılsınlar,  bu bilgilerle donanan mevcut Türklerin bugün yapay olarak kendisine dayatılmış ayrılıklardan kurtularak birliğe ulaşacaklarını söyledi. Karaörs,  bu bağlamda Atatürk zamanında ders kitaplarımızda özellikle yer alan İslam’dan Önceki Türk Tarihinin sadece Orta Asya/Türkistan coğrafyası kaynaklı değil, binlerce yılı ifade eden Kuman/Kıpçak, Saka, Sümer, Etrüsk, Truva ve nice kökleriyle yeniden Türk Dünyası’nın gündemine gelmesini, emperyalist Batı’nın üzerini kapamaya çalıştığı tarihimizin üzerindeki perdelerin açılması gerektiğini söyledi.

Bütün Türk topluluklarına Türklük mensubiyeti şuuru yerleştirmeliyiz, Türk boyları, Türk milletinin çocukları oldukları bilincinde olmalı, bilmiyorlarsa, bıkmadan usanmadan anlatılıp öğretilmelidir. Bu anlayış Türk milletinin yalnız kavim olma özelliğini ve iç mücadeleyi ortadan kaldıracaktır.” diyen Karaörs, bunun yolunun ortak değerlerimiz olan dil, kültür, tarih alanındaki Divan-ı Lugati’t-Türk, Kutadgu Bilig, Yesevî Hikmetleri gibi eserleri; Kaşgarlı Mahmut, Balasagunlu Yusuf, Hoca Ahmet Yesevî, Ali Şir Nevai, İbni Sina, Farabî, Uluğ bey gibi Türk aydınlarını; Göktürk, Uygur, Karahanlı, Altın Ordu, Selçuklu ve daha nice Türk birliğini sağlayan devletleri tanımaktan geçtiğini, bunu geniş Türk coğrafyasındaki Türk halklarına ulaştırma görevini de, bilinçli Türk aydınları ve yönecileri yapacaktır dedi.

Alfabe birliğinin çok önemli olduğunu belirten Karaörs, hiçbir dilin iki alfabesi yoktur, özellikle Rus misyonerler tarafından sistemli bir şekilde yaratılan alfabe farklılıklarının ortadan kaldırılması gerekir, yani lehçeler farklı olsa da, aynı alfabeyle yazılan her türlü metni, Taşkent’teki, Urumçi’deki, Kazan’daki,  Ankara’daki, Bakü’deki yani her yerdeki Türkler okuyup anlamalıdır dedi.

En büyük eksikliğimizin birbirimizi tanımamamız olduğunu belirten Karaörs, tanışmamız lazım, tanışmamız için neler yapmamız lazım? Ortak Türk Pazarı kurmamız lazım, Ortak Birleşik Türk Devletlerine doğru gitmemiz lazım, Ortak Türkçe ve bu bağlamdaki Türk alfabesini oluşturmamız lazımdır dedi.

Karaörs, Türkiye Türkçesi’ndeki dil yanlışlarına dikkat çekerek, bunun çok tehlikeli olduğunu, mutlaka önlenmesi gerektiğini; çünkü Türk milletinin birliğini sağlamadaki en önemli unsur, dilimizdir ve kesinlikle bu tür hastalıklardan arındırılması gerekir diyerek konferansını bitirdi.

Etiket:

Kategori: Genel, Süleymaniye Kürsümüz

Comments are closed.