DOĞU AKDENİZ VE ORTA DOĞU’DA ENERJİ SAVAŞI

18 Ocak 2026

Fotoğraflar: M. Kemal Sallı

Turan Kültür Merkezi Süleymaniye Kürsüsü etkinliklerimize, 17 Ocak 2026 Cumartesi günü 14.00’te, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Konferans salonunda, Kıbrıs gazisi, araştırmacı yazar E. Kd. Alb. M. Atıf Ürük’ün verdiği “Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da Enerji Savaşı konulu konferansımızla devam ettik.

Kendisi 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı’na komuta kademesinde katılmış bir gazimiz olan ve sonrasında da uzun yıllar Kıbrıs’ta görev yapan Atıf Albayımız, o yıllardan bugünlerle Kıbrıs odaklı ciddi ve isabetli araştırmalarıyla tanınmaktadır. M. Atıf Ürük Albayımız, konferansının girişinde meslek hayatı ve yazdığı eserler konusunda kısa bir bilgi verdikten sonra;

– Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki Enerji Rekabetinde Jeostrateji ve Jeopolitiğin Önemi.

– Jeopolitik Egemenlik Kuramları ve Teorileri.

– Türkiye’nin Enerji Kaynakları.

– Doğu Akdeniz’e Kıyıdaş Bazı Ülkelerin Enerji Politikaları.

– Doğu Akdeniz’e Kıyıdaş Olmayan Ülkelerin Enerji Politikaları.

– Kıbrıs Sorunu ve Barış Harekatı’nın Değerlendirilmesi.

– Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki Enerji Savaşının Güvenlik Açısından Özetle Değerlendirilmesi başlıklarının son derece yeterli açılımlarını yaparak ve anlattıklarını çok sayıda yansı görüntüleriyle destekleyerek dinleyicilerini layıkıyla aydınlattı.

Atıf Ürük sonuç olarak şunları söyledi:

“Doğu Akdeniz’deki bölge ülkelerinin deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında birlikte hareket etmeleri gerekli görülmektedir. Ayriyeten Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi anlaşmak suretiyle doğal doğalgazı İSMEK boru hattı ile Doğu Akdeniz boru hattı tesis etmek istiyorlar; Kıbrıs ve Girit üzerinden Yunanistan’a ve İtalya’dan da Avrupa pazarına ulaştırma gayretindedirler. Ancak böyle bir uygulamada bizden de izin talebi gerekir; çünkü bizim Girit’in altından, güneyinden geçen münhasır ekonomik bölge anlaşmamız var Libya ile yapmış olduğumuz. Bunun üstünden de altından da hat geçmemesi lazımdır.

 Günümüz enerji savaşlarının yapıldığı doğalgaz ve petrol gibi enerjiler dünyada artık hayli azaldı ve tükenme noktasına gelmiştir. Petrol zengini dediğimiz Araplar artık Petrol bitti bittiği için bizim Karadeniz’den ve diğer yerlerden durmadan toprak alıyorlar. Bu nedenle de bu enerji kaynaklarına oranla Türkiye’de Çokça da bulunan geleceğimizin alternatif enerjileri konumundaki yenilenebilir doğal enerji kaynakları ile bor ağırlıklı torium gibi madenlerden de azami faydalanmak son derece gereklidir.

 Türkiye ile Libya arasındaki güvenlik ve askeri iş birliği mutabakat anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre Doğu Akdeniz’deki dengeler değişmeye başlamıştır; sıkıntılar da buradan kaynaklanıyor. Zaten bu anlaşmayla Yunanistan’ın Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Mısır’la münhasır ekonomik bölge anlaşması yapması engellenebilir; nasıl yapacaklar?

 Bu arada Fransa gerek Avrupa Birliği gerekse Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’ye karşı ittifak kurmak suretiyle dikkatleri Doğu Akdeniz’e çevirmek amacındadır. Ama asıl niyeti Türkiye’yi Afrika kıtasından uzak tutmaktır. Bugün Fransa birçok Afrika ülkesini sömürge yoluyla kontrol altında tutmaktadır ve o ülkelerden de büyük kazancı vardır. Bu kazancı kaybetmek istemiyor geçmişte olduğu gibi günümüzde de yaşanan tarih bizlerle Türklerle başlamıştır. Dünya tarihinden Türk adını çıkarınca tarih diye bir şey kalmaz.  Geçmişini bilmeyen uluslar geleceğe yön veremez; tarih yazılırsa okunursa bilinir. Bu kitapları ondan yazdım zaten bu nedenle “Ne mutlu Türküm diyene!” diyorum. Son sözüm: unutulmamalıdır ki, Doğu Akdeniz’de de Orta Doğu coğrafyasında da söz sahibi olabilmemiz ve bu bölgelerdeki enerji kaynaklarından da istifade imkanı bulmamız Kıbrıs’ın Kurtuluş Savaşı olan Kıbrıs Barış Harekatı sayesindedir.”

Etiket:

Kategori: Duyurular, Gezi, Süleymaniye Kürsümüz

Comments are closed.